Genel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

The search for Suleiman the Magnificent's heart

Later this month a team of Hungarian researchers will publish a report on the whereabouts of the heart of one of Ottoman Turkey's most famous sultans. But why has this become such an important historical riddle to solve?
The French statesman Cardinal Richelieu described it as "the battle that saved civilisation" - the siege of the Hungarian castle of Sziget, 447 years ago, almost to the day.
The Muslim Turks finally took the town in September 1566, but sustained such losses, including the death of their leader, Sultan Suleiman the Magnificent, that they did not threaten Vienna again for 120 years.
Now researchers are digging in the soil - and the archives - for the good sultan's heart.
"When Hungarians walk through the grounds of the castle in Szigetvar they imagine they are walking through a Hungarian castle. But of course, that is not true," says Norbert Pap, Professor of Geography at the University of Pecs, as we stroll along the beautifully restored brick ramparts.
Professor Pap says the current castle is Turkish, not Hungarian, in origin
He smiles. "This is in fact the Turkish castle. The Hungarian one was destroyed in the siege of 1566."
Like the rolling hills of the surrounding Zselic region, each fold of history concerning that siege and what followed, seems to conceal another. And each substitutes another version of events.
On the surface the legend is easy to follow.
The castle was on his route to Vienna, which he confidently expected to capture, and thus pave the way for the addition of great chunks of Western Europe to his dominions.
The air trembled to the beat of the big war drums - made, as they still are today, in the handsome city of Edirne. I once bought one there for my son.
But Miklos Zrinyi, the commander of the castle, and his garrison of only 2,300 men put up such a brave fight that the Turks were stopped in their tracks.
Zrinyi died in the final sortie from the burning castle.
Suleiman died in his tent - some sources say from surprise at his Pyrrhic victory. He was 72, after all, and had been fighting the Hungarians for 40 years.
His body was taken back to Constantinople, but his heart was buried here, in a tomb which subsequently became a Catholic church, dedicated to the Virgin Mary, or so reads the inscription on the Turbeki church, just east of the town.
But that's just a fairy story, Prof Pap explains. The plaque was put there in 1916 by the local priest, for political reasons.
At that time Hungary - or the Austro-Hungarian Empire - was an ally of Ottoman Turkey, two ancient empires stumbling to their ruin in the mud and blood of World War I, and they needed symbols of undying friendship.
Now Prof Pap has been tasked with finding the true burial place of Suleiman's heart, also for political reasons.
Relations between Hungary and Turkey are enjoying a big revival.
The two prime ministers get on well. The number of Turkish tourists visiting Hungary has leapt by 45% in the last year.
But there are only 500 beds in this sleepy town, where tens of thousands once slept in tents, listening to the nightingales, preparing for battle.
At stake are a five-star hotel or two, and the further restoration of the castle and a host of Ottoman-era monuments. But everything hinges on finding the resting place of Suleiman's magnificent heart.
There are several maps.
One from 1689 even marks the supposed burial place. Others in the war archive in Vienna were prepared for the Habsburg troops who retook the town in the 1680s.
There is more information in the archives of the Vatican, in Venice, in Budapest, and in Istanbul.
Siege of Vienna 1529 Suleiman had already laid siege to Vienna in 1529
Prof Pap and his team of researchers have been combing through each. Their results will be made public on 20 September.
Permission has now been granted for a new dig - at the one site Prof Pap does not take me to.
"This is not just about Suleiman's heart, but about reconstructing each layer of the history and geography of the past 400 years - we have already discovered a lot," he teases.
The maps are misleading. When the Habsburgs conquered the castle in 1689, Serbian irregulars drove out the remaining Muslims.
German Catholics were resettled here in the 18th Century.
Even the landscape has changed. A mini ice age coincided with the Ottoman occupation, Prof Pap explains.
What is now the little Almasi brook was then a raging torrent. Sziget means "island" in Hungarian, rising out of the marshland of the river's inundations.
Nearby, in the Hungarian-Turkish friendship park, is the place where Suleiman's army encamped.
There is a tomb for Suleiman here too, with fresh flowers - "purely symbolic," says Prof Pap. And a Bronze Age burial mound, which generations of locals mistakenly called "the Turkish graveyard".
The mayor, Janos Kolovics, proudly traces his family roots to Bosnia, in Turkish times. He opens his laptop to show an artist's impression of a new, concrete visitor's centre, to be built beside the town's mosque.
It's a Hungarian design, and the Turks don't like it at all, he says, wistfully.
With Prof Pap, I kneel in the mosque to examine dervish graffiti in the plaster - calligraphic images of the face of God, frowned on by mainstream Islam.


Devamı →

Japonya Sesten Hızlı Yolcu Uçağı Üretecek

Yakın geçmişte insanlığın gözleri önünde onlarca kişinin hayatını kaybetmesine sebep olan sesten hızlı yolcu uçağı deneyimi, Japonya tarafından yeniden gündeme getiriliyor.

Yakın geçmişte insanlığın gözleri önünde onlarca kişinin hayatını kaybetmesine sebep olan sesten hızlı yolcu uçağı deneyimi, Japonya tarafından yeniden gündeme getiriliyor.
Trans atlantik yolculuğu bir saate indirmek isteyen gözüpek yolculara hitaben hazırlanacak olan uçak, henüz bir isme ya da net bir hizmet tarihine sahip değil. Sesten hızlı uçacak yolcu uçağının en fazla 50 kişi taşıyacağı ve Concorde’dan çok daha sessiz çalışacağı belirtiliyor. Bakalım Japonya’nın sesten hızlı uçağı ne zaman ve ne şekilde hizmete girecek.
Devamı →

QR Code Nedir ? QR Code Ne İşe Yarar ?

QR Code nedir ? Ne işe yarar ? Nerelerde kullanılır ? Bu soruların cevabını makalemizde bulabilirsiniz..


QR Kodu adını İngilizce Çabuk Tepki (Quick Response) kelimelerinin baş harflerinden alır. Mobil cihazların kameralarından okutulabilen özel matriks barkod (veya iki boyutlu barkod) türüdür. 1994 yılında geliştiren Japon Denso firmasına patentlidir.

Kod genellikle kare beyaz fon üzerinde siyah motiflerden oluşur. Otomotiv sanayiinde kullanılması amacıyla geliştirilen QR Kodu Japonya ve Güney Kore'de oldukça yaygın kullanılmaktadır. Günümüzde dijital kameralı mobil telefonlarının etkisiyle QR Kodu kullanımı yaygınlaşmaya başlamıştır. Kaydedilen görsel çözümlenerek barkod içeriği kullanıcıyı internet adresine, e-posta adresine, telefon numarasına, iletişim bilgilerine, SMS veya MMS'ye veya coğrafi konum bilgisine yönlendirebilir. Piyasada birçok QR Kodu oluşturucusu ve okuyucusu vardır.
QR Code ne işe yarar ? Ne Yapabilirim ?
Hemen hemen hayal edebileceğiniz her şeyi .. İşte birkaç örnek:
- QR Kod ile web sitenizin tanıtımını yapabilirsiniz
- QR Kod ile sesli arama yapabilirsiniz
- QR Kod ile SMS gönderebilirsiniz
- E-posta gönderebilirsiniz
- Kartvizitinizin üzerine QR Kod basabilirsiniz
- T-shirt üzerine QR Kod basabilirsiniz
- Bir indirim kuponunun üzerine QR Kod basabilirsiniz
- Bir süpermarkette alışveriş sepetinin üzeri QR kod reklam mecraı olarak kullanılabilir
- Facebook sayfanızı tanıtabilirsiniz (QR Kod içeriği 'beni ekle' linki olabilir)
- Kişisel bilgilerinizi içeren QR Kod şeklinde bir dövme yaptırabilirsiniz (Facebook sayfanıza veya bir web sitesine link)
- Gayrimenkul sektöründe emlak verilerini içeren bir açılış sayfasına ulaşmak için gayrimenkul piyasasında kullanın. Potansiyel müşterileriniz QR kodu tarayıp ilgili emlak sayfasına ulaşacaklardır.
- Ürün / kampanya sayfasına link olarak herhangi bir reklamda kullanın (tv, dergi, billboard).
- Sıfır veya 2.el otomobil piyasasında da QR kod kullanılabilir. Potansiyel müşterileriniz örneğin vasıtanın ön camındaki QR Kodu taramak suretiyle araçla ilgili tüm bilgilere (model yılı, fiyat, motor hacmi, kilometre, yakıt sarfiyatı) ulaşabilirler.
- Wi-fi şifre bilgilerinin otomatik olarak alınması (Örneğin Starbucks'a girdiğinizde Starbucks tarafından hazırlanmış QR Kod taranıp otomatik olarak o Starbucks Cafe'nin Wi-fi ağına bağlanılabilir.
- Müze / etkinlik biletleri üzerine basılabilir
- Hava yollarının boarding pass kartları üzerine, ya da bagaj takibi yapılmak üzere bagaj etiketlerine basılabilir.
- Google Maps adresine bağlamak için kullanılabilir
- QR kod bir şarap şişesinin üzerine basılarak tüketici; şarabın tarihi, bağı, üzümün yolculuğu ve şarabın içim özelliklerini anlatan bir videoya anında erişim sağlayabilir.
- Sinemalar film afişlerinde QR kod kullanarak izleyicilerin film hakkında yorum ve görüşler içeren web sitelerine bağlanmasını sağlayabilirler.
- Restoranlar yemekler hakkında müşterilerinin yorumlarını içeren bilgilere ulaşmaları için QR Kod kullabilirler.
- Sokak tabelalarında kullanıldığında QR Kod bulunulan mahalleyi gösteren bir Google Haritası açabilir.
- QR Kod taranarak bir kitapla ilgili olarak doğrudan kitabı satan bir online kitabevine gidilebilir.
- QR Kod taranarak bir ankete doğrudan katılım sağlanabilir.
- QR kodu taranarak turistler herhangi bir şehir için gezi ve turizm ipuçları elde edebilir, yardım alabilir
Devamı →

Ders Çalışma Rehberi

Ders çalışırken bir problemi çözmek için 15 dakikadan fazla zaman harcamayın


HP, ünlü eğitim uzmanı Prof. Sarah Moore ile yaptığı işbirliği çerçevesinde sınavlara hazırlanan öğrencilere ve annelerine yararlı olacak, verimli ders çalışmanın ilkelerini açıkladı. HP Ders Çalışma Rehberi, öğrencilere ve ebeveynlerine yararlı tavsiyeler içeriyor.

HP, ünlü eğitim uzmanı Prof. Sarah Moore ile yaptığı işbirliği sonucunda sınavlara hazırlanan öğrenciler ve ebeveynlerine yönelik verimli ders çalışmanın ilkelerini HP Ders Çalışma Rehberi’nde topladı. İrlanda’daki Limerick Üniversitesi’nin İkinci Başkan Yardımcısı Profesör Sarah Moore, kariyeri boyunca yüzlerce öğrencinin sınavlarına hazırlanma süreçlerini inceledi ve HP Ink Advantage programı ile işbirliği yaparak verimli ders çalışma şartlarını HP Ders Çalışma Rehberi’nde bir araya getirdi.

Adım 1: Ders çalıştığınız yerin ergonomik olmasına özen gösterin
İyi bir çalışma alanının birkaç kritik özelliğe sahip olması gerekiyor: Eğitim materyallerinin çıktısının alınabilmesi ve panolara asılabilmesi için yeterli alan, kusursuz ışıklandırma, yiyecek ve içeceklere kolay erişim imkanı, farklı vurgularda notlar alabilmek için çok sayıda renkli kalem, ergonomik bir çalışma koltuğu ve kolay okunabilen ders materyalleri. HP Deskjet Ink Advantage 5525 e-All-in-One yazıcı ile daha düşük fiyata daha profesyonel kalitede baskı elde ediyor, maliyetleri arttırmadan iki kat fazla sayfa yazdırabiliyor. Laboratuvar kalitesinde kenarlıklı veya kenarlıksız fotoğraflar ile keskin grafikler ve net siyah metinler oluşturabiliyor, yaratıcılığın zirvesinde hissedilmesi sağlanıyor. HP Ink Advantage mürekkepleri ile üstün sonuçlar son derece uygun maliyetlerle elde edebiliyor.

Adım 2: Hedeflerinizi önceden belirleyip zamanınızı planlayın
Verimli bir çalışma için günün en üretken saatlerini belirlemek büyük önem taşıyor. Verimli bir çalışmadan önce çalışmanın hedeflerini belirlemek ve çalışma süresini söz konusu hedeflere uyumlu olacak şekilde ayarlamak üretkenliği artırıyor.

Adım 3:  Günler, haftalar,  dönemler etkili çizelge yönetiminde
HP Ders Çalışma Rehberi, etkin bir çizelge yönetimi için üç seviyeli yaklaşımı öneriyor.
Seviye 1: Tüm okul dönemini büyük bir zaman dilimi olarak ele alıp konuların ve temaların ayrıntılı ve uzun vadeli olarak planlanması.
Seviye 2: Sınıfta geçirilen süreler, dinlenme zamanları ve o döneme ait önemli olayların planlandığı haftalık programların hazırlanması.
Molaların, çalışma anlarının ve teslimlerin ayrıntılı olarak anlatıldığı günlük planların hazırlanması

Adım 4: Renklerden  güç alıp  düşüncelerinizi düzene koyun
Yapılan çok sayıda araştırma, basılı notların ders çalışma anlarında bir ders kitabı ya da bilgisayar ekranından çok daha kullanışlı olduğunu gösteriyor. Basılı not kullanmanın püf noktalarının başında renk kodlu sistem oluşturmak geliyor. Farklı renklerin kullanıldığı notlarda bir bakışta aranılan bilgiye erişilebiliyor. Fosforlu kalemle notlar üzerinde önemli olan kısımları işaretlemek de zamandan tasarruf ettiriyor. HP Ink Advantage yazıcılar aynı fiyata iki kat daha fazla sayfa yazdırarak bu konuda öğrencilere en büyük desteği sunuyor. HP DeskJet Ink Advantage 3525 e-A-i-O yazıcı düz beyaz kağıtları defter sayfası, grafik sayfası, yapılacaklar listesi, nota kağıdı ve daha pek çok farklı işlevdeki kağıt biçimine dönüştürebiliyor.

Adım 5: Çalışmalarınızı zaman dilimlerine bölün
Çalışmaya gerekenden fazla zaman harcamak verimliliği düşürüyor. Bir öğrenim listesinin içeriğini çalışmak, bir şeyler ezberlemek ya da zor bir matematik problemini çözmek için en fazla 10 ila 15 dakika harcanması gerekiyor. Hazmedilmesi için zaman gereken uzun bir ders bölümünü okumanın 40 ila 45 dakikadan fazla sürmemesi gerekiyor. 15 ile 30 dakikada bir çalışmaya ara verip kısa yürüyüşler yapmak ve bacak kaslarını açmak ders çalışmanın monotonluğunu aldığı gibi ortopedik sorunların çıkmasını da engelliyor.

Anne babalara öneriler
HP Ders Çalışma Rehberi ebeveynlerin çocuklarına ders çalışmaları konusunda yardımcı olurken fazla zorlamacı olmamalarını, çocukların kendi çalışma tarzlarını geliştirmelerine destek olmaları gerektiğinin altını çiziyor. Ebeveynlerin çocuklarına ne kadar desteğe ihtiyaç duyduklarını sormaları, çocukları ders çalışırken dikkat dağıtıcı faaliyetlerde bulunmamaları, çocuklarının ders çalışma zaman çizelgelerini takip ederek olası sıkışıklıkları önlemeleri ve son olarak da çocuklarını her zaman için cesaretlendirmeleri tavsiye ediliyor.
Devamı →

FAT32 mi, NTFS mi?

USB belleğinizi hangi dosya sistemiye biçimlendirmeniz daha iyi olur? Cevap burada...

USB flaş disklerinizde hangi dosya sistemini kullanmalısınız, FAT32 mi, NTFS mi?

Flaş diskiniz için en uygun dosya sistemi, neredeyse her cihazda çalışan FAT32'dir. NTFS dosya sistemi, harici sabit diskleriniz için iyi bir seçenek olsa da, USB çubuğunuz için çok uygun olmayabilir. Bunun birkaç neden var. Modern işletim sistemleri FAT32'yi okuyup yazabilseler de, aynısı NTFS için geçerli değil. Örneğin Mac'lerde NTFS'ye yazmak için ek bir yazılım yüklemeniz gerekecektir.

Diğer bir sorun ise NTFS'nin dosyalarda yaptığınız tüm değişiklikleri bir günlüğe kaydetmesi ve dolayısıyla çok fazla yazma işlemi yapması. USB flaş diskler, okunmaktan ziyade yazmakla yıpranırlar. Bu nedenle NTFS, flaş diskinizin ömrünün daha hızlı tükenmesine yol açar.

Harici sabit disklerde ise NTFS'yi kullanmanızı öneriyoruz. FAT32, 32GB'dan büyük bölümleri desteklemediğinden, örneğin 500GB'lık bir sabit diski bölümlemeden kullanabilmek için NTFS kullanmanız gerekiyor. Harici sabit disklerin USB flaş disklerdeki ölçüde bir yıpranma sorunu da yoktur
Devamı →

Apple onu alamadı!

Müzik uygulamasının ikonunu tescillemek isteyen iPhone, iPad ve iPod üreticisi Apple'ın başvurusu reddedildi.
Patent başvurusu bu kez reddedilen Apple'ın tescil ettirmek istediği ikonun daha öncesinde MySpace tarafından kayıt ettirildiği ortaya çıktı.
TG Daily'de yer alan habere göre, iPhone ve iPad'lerde kullanılan turuncu üzerine nota ikonu, daha önceden dünyanın en büyük sosyal ağlarından birisi olan Myspace tarafından tescillendiği belirtildi.
Kurul ise alınan karara gerekçe olarak işaretler arasındaki benzerliğe dikkat çekti. Aynı kategoride, aynı kullanıcı kesimine hitap eden ikonlar olması da Apple'ın başvurusunun reddedilmesinde temel faktör.
Devamı →

Türk kullanıcılarının internet profili!

Yandex, Türkiye'deki İnternet kullanıcılarının Yandex.Metrica kullanan web sitelerine yaptığı ziyaretleri analiz ederek, kullanıcı aktivitelerinin ana hatlarını ve kullandıkları cihazların ana özelliklerini ortaya çıkardı.

Ağustos 2012 verilerini kapsayan bu rapor Türkiye’deki İnternet kullanıcılarının bilgisayarlarının ve mobil cihazlarının ana teknik özelliklerini ve aktivitelerinin ana hatlarını tanımlıyor.
Tüm veriler, web sitesi sahiplerinin, sitelerinin ana göstergelerini ve kullanıcı davranışlarını analiz edebildikleri ücretsiz bir web analizi aracı olan Yandex.Metrica tarafından sağlandı.
TİPİK KULLANICI
Türkiye’de 35 milyondan fazla İnternet kullanıcısı bulunmaktadır. Bu kullanıcıların çoğu, web sitelerini masaüstü ve dizüstü bilgisayarlarından ziyaret etmektedir. Aynı zamanda, İnternet’e mobil olarak erişen kullanıcı sayısı da hızla artmaktadır. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’na (BTK) göre, 2012’nin 2. çeyreğinde en az 10.6 milyon mobil İnternet kullanıcısı bulunmaktadır. Bu rakam geçen sene göre aynı dönemden itibaren sayının iki katına çıktığını göstermektedir.
Türkiye’deki masaüstü ve dizüstü kullanıcılarının yarısından fazlası işletim sistemi olarak Windows 7 ve tarayıcı olarak Internet Explorer kullanmaktadır. İnternet’e mobil olarak erişen kullanıcıların yüzde 65’inden fazlası ise Mobil Safari tarayıcıları ile Apple cihazları kullanmaktadır.
Her iş gününde, kullanıcılar masaüstü ve dizüstü bilgisayarlarından ortalama 20 sayfadan fazla, mobilden ise yaklaşık olarak 6 sayfa ziyareti gerçekleştirmektedir. İş günleri ve çalışma saatlerindeki masaüstü ve dizüstü çevrimiçi aktivite, akşam saatleri ve hafta sonlarındaki aktiviteden daha fazladır.
HAFTA VE GÜN BOYUNCA AKTİVİTE
Masaüstü ve dizüstü bilgisayarların web sitelerine erişim amaçlarının genellikle işle ilgili olduğu açık bir şekilde gözükmektedir – haftasonları ve akşam saatlerinde masaüstü ve dizüstü kullanıcıların aktivitesi azalmaktadır. Diğer taraftan, mobilden web sitelerine erişim bazı günlerde aynı şekilde devam ederken, bazı günlerde ise iş günlerine oranla daha yoğun kullanılabilmektedir. Masaüstü kullanıcılarının, iş saatleri sonrasında (eve dönüş yolunda veya evlerinde) mobil kullanıma geçiyor olmaları mümkündür.

Masaüstü ve dizüstü kullanıcılar, en yoğun çevrimiçi aktivitelerini sabah saatlerinde gerçekleştirmektedirler. Örneğin, saat 08:00’de saatte 20 sayfadan fazla ziyaret etmektedirler. (Bu saatlerde masaüstü ve dizüstü kullanıcı sayısı fazla olmamasına rağmen.)
Web sayfalarına yapılan toplam yeni ziyaretlerin üçte birinden daha azı, kullanıcının adres çubuğuna URL yazmasıyla gerçekleşmektedir. Bundan daha sık olarak, kullanıcılar bir web sitesindeki ya da reklamlardaki bağlantıları takip etmekte ya da bir başlangıç noktası olarak arama motorlarını kullanmaktadırlar.
TEKNİK ÖZELLİKLER
-Masaüstü ve dizüstü
Ortalama bir masaüstü ve dizüstü kullanıcısı 1366x768 ekran çözünürlüğüne ve 32 bit renk derinliğine sahip Windows 7 yüklü bir bilgisayar ve tarayıcı olarak Internet Explorer 8 kullanmaktadır.
MOBİL
Tipik mobil internet kullanıcıları 320x480 ekran çözünürlüğü ve 32 bit renk derinliğine sahip iOS işletim sistemi yüklü iPhone modelinde bir mobil cihaz kullanmaktadır ve mobil web ziyaretlerini Mobil Safari ile gerçekleştirmektedir.
Devamı →

Yeraltına lüks 'Kıyamet Rezidansı'

Kansas’ta yeraltına inşa edilen lüks 'Kıyamet Rezidansı'; müşterilerine havuz, sinema salonu, tıp merkezi ve kütüphane gibi hizmetler sunacak.


Kansas’ta yeraltına inşa edilen lüks 'Kıyamet Rezidansı'; müşterilerine havuz, sinema salonu, tıp merkezi ve kütüphane gibi hizmetler sunacak.

Kansas’ta yeraltına inşa edilen devasa bir sığınak, Amerikalı milyonerlere güneş patlamaları, saldırılar, kıtlık ve küresel felaketlerde sağ kalma garantisi veriyor. Lüks 'Kıyamet Rezidansı', müşterilerine havuz, sinema salonu, tıp merkezi ve kütüphane gibi hizmetler de sunacak.

Atom bombası infilakına dayanacak şekilde inşa edilmiş siloyu bir barınağa çeviren binanın geliştiricisi Larry Hall; 'Kıyamet Rezidansı'nı yerin altına 53 metre inen, 9 feet kalınlığında çelik ve beton duvarlar içinde planlıyor.
Devamı →

Yandex kullanıcılarına 10 GB alan bulutu veriyor

Rusların ‘Google’ı  Yandex ülkesinde en çok tercih edilen arama motoru. Yakın zamanda Google’ın hizmete sokacağı söylentileriyle gündeme gelen ‘Google Drive’ sistemi, 5GB’lık alanda bulut tabanlı depolamayı ücretsiz olarak kullanıcılara sunacaktı ancak Yandex, global arama motoru devinden daha hızlı davranarak ‘Yandex.Disk’ adını verdiği  cloud storage (bulut depolama) sistemini üyelerine sundu hem de Google’ın iki katı daha büyük depolama alanıyla, tam 10GB.

Yalnızca Rusya’da aktif olan e-posta istemcisi Yandex.Mail de bu amaçla rezerve edilmiş ilave depolama alanı önermekte. Bunların yanında Yandex.Disk, sistemler arası senkronizasyona destek sağlıyor; Windows, Mac OS, Android ve iOS tabanlı aygıtlar arasında text dosyaları sorunsuz paylaşılıp, düzenleme yapılabiliyor. 10GB kapasitede bulut depolama alanı öneren Yandex.Disk şimdilik sadece Rusya’da, davetiye yoluyla üyelere sunuluyor. Bu noktada global hizmet sunumu şansına sahip olan Google  fark atabilir ama en azından Rusya’da zorlu bir rekabet onu bekliyor.

Devamı →

Windows 8'i şimdi indirin!

İşte Windows 8 indirme bağlantısı!

Windows 8'in Tüketici Önizleme sürümü resmen indirmeye sunuldu! İşte indirme bağlantıları!

Büyük heyecan uyandıran Windows 8'in Tüketici Önizleme sürümü şu an tanıtıldı. Bu arada Microsoft, işletim sisteminin herkese açık indirme bağlantısını resmen ortaya çıkardı.
Sisteminize göre Windows 8 Tüketici Önizleme sürümünü (32-bit ve 64-bit) aşağıdaki adrese tıklayarak indirmeye başlayabilirsiniz!
32-bit sürümün boyutunun 2.5GB, 64-bit sürümünün 3.3GB olduğunu ve işletim sistemini kaldırma seçeneğinin olmadığını söyleyelim ve bu sürümün bir önizleme sürümü olduğunu, dolayısıyla sorunsuz olmayacağını hatırlatalım.
İndirin (64-bit sürüm): Windows 8 Tüketici Önizleme 64-bit (x64) (İngilizce) (3.3 GB)
İndirin (32-bit sürüm): Windows 8 Tüketici Önizleme 32-bit (x86) (İngilizce) (2.5 GB)
Ürün anahtarı: DNJXJ-7XBW8-2378T-X22TX-BKG7J
Türkçe sürümünün indirme bağlantısı Microsoft tarafından şu an sunulmuyor.
İndirmede sorun yaşıyorsanız, bu sayfayı ziyaret etmeyi deneyebilirsiniz.
Devamı →

Türkiye'nin ilk Sosyal TV ağı!

Türkiye'nin ilk Sosyal TV ağı Tivilog beta yayına başladı.
Üyelerin check-in olarak arkadaşlarıyla seyrettikleri programları paylaşabilecekleri, yorum yazabilecekleri ve arkadaş edinebilecekleri Türkçe içerikli ilk sosyal ağ olma özelliği taşıyan Tivilog beta yayına başladı.

TV programlarına check-in olarak seyrettiğiniz programları arkadaşlarınıza bildirebileceğiniz, yorum yazabileceğiniz, Facebook ve Twitter’daki takipçileriniz ile TV seyretme durumunuzu paylaşabileceğiniz bir sosyal ağ olan Tivilog beta yayına başladı.
Güncel TV programlarının yanı sıra geçmişte hayatımıza girmiş olan onbinlerce dizi, film ve program arşivine sahip olan Tivilog, televizyonda seyrettiğiniz programları arkadaşlarınız ve çevrenizdekilerle paylaşabilmenize olanak sağlıyor.
Tivilog CEO’su Murat Buyurgan konu ile ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi;
“Televizyon izleme alışkanlığı oldukça yüksek bir toplumuz. Pek çoğumuz artık televizyon seyrediyorken aynı zamanda mobil cihazlar ve bilgisayarlar ile internette vakit geçiriyor, seyrettiğimiz programlar ile ilgili yorumlarımızı sosyal ağlarda paylaşıyoruz. Tivilog, TV seyretme alışkanlıklarımıza özel yapısı ile diğer sosyal ağlardan farklılaşıyor. Güncel programların yanı sıra geriye dönük oluşturduğumuz program arşivi sayesinde Tivilog kullanıcılarının TV seyretme alışkanlıklarını belirleyip onlara uygun, seyredebilecekleri farklı program önerileri yapabiliyor olacağız. Televizyon ve internet kullanma alışkanlığının yüksek olduğu yeniliklere açık bir toplumda TV programları ile seyirciler arasında daha sıkı bağlar kurmayı sağlayacak bir platform olmayı hedefliyoruz.”
Beta sürecinde olan web sitesinin iPhone, iPad, Android ve SmartTv uygulamaları yakın zamanda kullanılabiliyor olacak.
Devamı →

Telefonlar bakteri yuvası çıktı!

Günlük yaşamımıza yer eden telefonlar aslında birer bakteri yuvasıymış.

Chicago Üniversitesi'nde yapılan telefonlar ve ayakkabıların kıyaslandığı araştırmada telefonların içinde zatürre, menenjit ve bel soğukluğuna yol açabilecek bakterilerin biriktiği ortaya çıktı. Ayakkabılarda ise özellikle E.coli'ye yol açabilecek bakterilerin biriktiği tespit edildi.

Araştırmacılar cep telefonlarında biriken bakterilerin özellikle ellerde görülen bakterilerle benzerliğine dikkat çekiyor.

İyi haber ise bu bakteri izlerinin bahsedilen hastalıklara yol açabilecek kadar güçlü olmaması. Bu da telefon kullanmanın bakteri kaynaklı bir hastalığa yol açmaması anlamına geliyor.
Devamı →

2011'in en garip olayları!

2011'in en ilginç 8 teknolojik olayı!

2011'de meydana gelen bu 8 olayın hangisinin daha garip olduğuna karar vermek gerçekten zor!


2011, iPhone 4S ve Kindle Fire gibi merakla beklenen cihazların piyasaya sürüldüğü bir yıl oldu. BlackBerry'nin dünya çapındaki bağlantı kesintisi ve PlayStation Network'ün hack'lenmesi de göze çarpan başarısızlık örneklerindendi. İşte 2012'nin en sıradışı olayları.
1. "Sanat" için organ nakli: İki kulakla yetinmek istemeyen Stelarc adlı Avustralyalı bir artist, üçüncü bir kulağı kol derisinin altına koymaya karar verdi. Amacı ise nakledilen kulağın içine kablosuz bir mikrofon koyarak kolunu akustik bir cihaz haline getirmekti.
Kulak büyüdüğünde internete kablosuz olarak bağlanacak ve isteyen herkes, sanatçının kolundaki kulağı dinleyebilecekti.
2. Japonlardan internetten öpme makinesi: Kajimoto Laboratuvarından araştırmacılar, uzak mesafeden konuşan sevgililer için bir "Öpücük İletme Aygıtı" meydana getirdiler. Plastik bir çubuk üzerinde dilinizi gezirdiğinizde, diğer taraftaki plasik çubuk da hareket ediyordu (muhtemelen sevgilinizin ağzında).

3. Robot devekuşu: En hızlı koşan iki ayaklı robotu meydana getirmeye çalışan bilim adamları, 51 km/saat hızında koşabilen 152 cm boyundaki robot devekuşunu meydana getirdiler.
4. Alman bilim adamları beyinle çalışan arabayı icat ettiler: Meydana getirilen sistemde başınıza geçirdiğiniz teknolojik bir kask yardımıyla, düşünceleriniz yoluyla ekrandaki kübü hareket ettirerek arabayı dilediğiniz yere sürebiliyor, hızlandırabiliyor veya yavaşlatabiliyordunuz.
5. Tüneme: Heykellerin, evlerin ve işyeri masalarının üzerinde dururken baykuş gibi poz vermek internette moda oldu (yukarıdaki resimde olduğu gibi).
6. Mark Zuckerberg sadece kendi öldürdüğünü yiyormuş: Facebook CEO'su Mark Zuckerberg, Mayıs ayında "sadece kendi öldürdüğüm hayvanların etini yerim." demişti.
7. Kaçan kobra Twitter'ı ısırdı: Mart ayında hayvanat bahçesinden kaçan bu kobra, Twitter'da paylaşımlarda bulunmaya başlayınca bir anda 75.000 takipçiyi peşine taktı. Şu an 200.000 takipçiye ulaşan kobra, evine geri dönmüş olsa da tweet göndermeye devam ediyor.
8. Makyaj yapan kamera: Panasonic'in Lumix FX77 kamerası, kullanıcıların çektiği fotoğraflara dişleri beyazlaştırma, gözleri yaklaştırma gibi efektler eklemesine izin veriyordu.
Devamı →

How to Disable Windows Startup Programs

You can speed up your PC's boot time by cutting out startup items in Windows.

When you start your computer, Windows isn't the only program that loads. For instance, you may have noticed icons in the notification area (also known as the system tray) in the far-right portion of the taskbar. These icons often represent programs that start when the system starts. You also may have seen certain programs, such as software for syncing your phone or MP3 player, launching themselves along with Windows. Additionally, some applications begin running silently in the background every time you boot the PC.

All of these automatically opening programs consume system memory, and can drag down performance. Fortunately, managing startup programs isn't difficult; by taking a few steps, you can find out what is running on your computer and disable the items you don't need.

Method 1: Configure a Program Directly

If you've noticed a program starting automatically, and you want the behavior to stop, sometimes the easiest solution is to explore the program's settings directly.
1. Open the program.
2. Find the settings panel. Typically it will be available under a menu labeled Settings, Preferences, Options, or Tools.
3. Find the option to disable the program from running at startup. The language for this type of option varies, but it should be easy to find if it exists.
When you restart the computer, the program will no longer launch. You'll still be able to start it manually, so don't be deterred if the application asks you if you are sure you want to disable its automatic startup.

Method 2: Use the System Configuration Utility (MSConfig)

The System Configuration Utility--also called MSConfig--is a useful tool for understanding and controlling startup programs. Microsoft intends MSConfig to act primarily as a troubleshooting tool, but its simple and powerful interface makes it a good option for startup management as well.

1. Open the Start menu and type msconfig into the Search box.
2. Click the msconfig search result. The utility will open in a new window.
3. Click the Startup tab. You'll see a list of programs that start when your computer starts.
4. To stop a program from automatically launching when you boot the PC, uncheck the box next to its entry.
5. When you are finished deselecting startup items, click OK. If you made any changes, you'll be prompted to restart the computer. You don't have to restart it immediately, but the changes won't take effect until you do.
When you restart the computer, MSConfig will alert you to the changes. In the window that pops up, check the box next to Don't show this message or launch the System Configuration Utility when Windows starts, and click OK to prevent future alerts. You can always return to MSConfig to reverse the changes or make additional tweaks.

Warning

Use caution when disabling items in MSConfig. Many entries have names that aren't self-explanatory. Research each entry before unchecking its box; use the Web to search for the name of the entry, and to get an idea of its function. Without doing your homework, you could end up disabling an important application such as your antivirus program.

Other Methods

In Windows or in third-party applications, you can find more ways to manage startup programs. For instance, Microsoft currently recommends a utility called Autoruns, which is more advanced than MSConfig. The two methods above should suit your needs, but feel free to explore other options if you are curious.
Devamı →

En hızlı internet onlarda!

Dünyanın en hızlı internetine sahip 9 ülke!

Türkiye internetini unutun: Dünyanın en hızlı internetine sahip 9 ülke sizi keder içinde bırakacak!


İnternet kullanımı ile ilgili veriler toplayan Akamai, global sunucu ağına günde gelen 1 trilyon isteği "İnternetin Durumu" adlı bir raporda bir araya getirerek değerlendirdi.
Rapor, birçok konu arasında dünyanın en hızlı ve en yavaş internet bağlantılarını ülkeye göre inceliyor. Akamai'ye göre internet hızı, global anlamda gelişiyor. 2011'in ilk ve ikinci çeyreği arasında global bağlantı hızı yüzde 21 artarak 2.6Mbps'ye yükselmiş. Akamai'nin listesindeki 80'den fazla ülke, yüzde 10 veya daha fazla hız artışı sağlarken, Doğu Avrupa ülkelerinden bir tanesi yüzde 29'luk bir artış kaydetmeyi başarmış. ABD ise yüzde 26'lık bir hız artışı kaydetmiş. Akamai'nin son raporuna göre dünyadaki en hızlı internete sahip 9 ülke ve sağladıkları hızları bir araya getirdik.
Dünyanın en hızlı genişbant bağlantısına sahip 9 ülkeyi ve sağladıkları!

Belçika
Ortalama bağlantı hızı: 6.4 Mbps
Son ilk çeyreğe göre değişim: yüzde 4.8 daha hızlı

Romanya
Ortalama bağlantı hızı: 6.8 Mbps
Son ilk çeyreğe göre değişim: yüzde 2.3 daha hızlı

İsviçre Ortalama bağlantı hızı: 7.3 Mbps
Son ilk çeyreğe göre değişim: yüzde 17 daha hızlı

Çek Cumhuriyeti
Ortalama bağlantı hızı: 7.4 Mbps
Son ilk çeyreğe göre değişim: yüzde 13 daha hızlı

Letonya
Ortalama bağlantı hızı: 8.2 Mbps
Son ilk çeyreğe göre değişim: yüzde 29 daha hızlı

Hollanda
Ortalama bağlantı hızı: 8.5 Mbps
Son ilk çeyreğe göre değişim: yüzde 14 daha hızlı

Japonya
Ortalama bağlantı hızı: 8.9 Mbps
Son ilk çeyreğe göre değişim: yüzde 10 daha hızlı

Hong Kong Ortalama bağlantı hızı: 10.3 mbps
Son ilk çeyreğe göre değişim: yüzde 12 daha hızlı

Güney Kore
Ortalama bağlantı hızı: 13.8 Mbps
Son ilk çeyreğe göre değişim: yüzde 4.2 daha yavaş
Devamı →

Space junk at tipping point, says report

Scientists in the US have warned Nasa that the amount of so-called space junk orbiting Earth is at tipping point.
A report by the National Research Council says the debris could cause fatal leaks in spaceships or destroy valuable satellites.
It calls for international regulations to limit the junk and more research into the possible use of launching large magnetic nets or giant umbrellas.
The debris includes clouds of minuscule fragments, old boosters and satellites.
Some computer models show the amount of orbital rubbish "has reached a tipping point, with enough currently in orbit to continually collide and create even more debris, raising the risk of spacecraft failures," the research council said in a statement on Thursday.
Situation 'critical' Hopes of limiting the amount of space junk in orbit suffered two major setbacks in recent years.
In 2007, China conducted an anti-satellite weapon test which destroyed a decommissioned weather satellite, smashing the object into 150,000 pieces larger than 1cm.
Two years later, two satellites - one defunct and one active - crashed in orbit, creating even more debris.
"Those two single events doubled the amount of fragments in Earth orbit and completely wiped out what we had done in the last 25 years," said Donald Kessler, who led the research.
There are 22,000 pieces of debris large enough to track from the ground, but smaller objects could still cause serious damage.
The International Space Station must occasionally dodge some of the junk, which flies around the Earth at speeds of up to 17,500 mph (28,164 km/h).
In June, some debris narrowly missed the space station, forcing its six crew to go to their escape capsules and prepare for an emergency evacuation back to Earth.
The situation is critical, said Mr Kessler, a retired Nasa scientist, because colliding debris creates even more of the junk.
"We've lost control of the environment," he said.
The report makes no recommendations about how to clean up the field of debris.
But it refers to an earlier study for the Pentagon's science think-tank, the Defence Advanced Research Projects Agency (Darpa).
The Darpa report, dubbed "Catcher's Mitt", suggested a range of technologies, including harpoons, nets and an umbrella-shaped device that would sweep up the debris.
The aim would be to push the debris further towards the earth where it would burn up, or into a higher but safer orbit.
Devamı →

MySpace sells to Specific Media for $35 million

Social network MySpace has been sold once again.
The buyer is digital-media company Specific Media, which purchased the site from News Corp. for an undisclosed sum. As part of the deal, News Corp. will take a minority equity stake in Specific Media.
AllThingsD's Kara Swisher, who first reported the sale earlier today, said Specific Media paid $35 million.
In a statement about the sale, Specific Media CEO Tim Vanderhook said: "Myspace is a recognized leader that has pioneered the social media space. The company has transformed the ways in which audiences discover, consume and engage with content online."
"There are many synergies between our companies as we are both focused on enhancing digital media experiences by fueling connections with relevance and interest," he said. "We look forward to combining our platforms to drive the next generation of digital innovation."
As part of the deal, Swisher says MySpace's staff of 400 will be cut in half, corroborating murmurs from yesterday that more layoffs were on the way. In a memo sent to employees, MySpace CEO Mike Jones made note of additional "restructuring initiatives" while also announcing that he's departing the company after a two-month transition period.
"My time here at MySpace represents the most engaging and challenging time of my professional career," Jones wrote. "I have found our team to be comprised of the best people I have come across in our industry."
MySpace was purchased by News Corp. in 2005 for a whopping $580 million as a way to help drive traffic to Fox's TV and media efforts. According to Swisher, News Corp.'s announced equity stake will be 5 percent to 10 percent of Specific Media. By comparison, Microsoft invested $240 million for a 1.6 percent stake in Facebook back in 2007, a company that was valued at $70 billion earlier this week.
MySpace underwent a massive redesign last year in an attempt to shed the site's stigma of lagging behind rival Facebook. This included adding a trending topics feature, and more media on profile pages to better integrate media from other properties.
Just a few months later, the company gutted its infrastructure, announcing a "significant organizational restructuring" that cut 47 percent of staff, or around 500 employees. That move was said to be tied to the company attempting to trim down to make itself more of a target for potential buyers.
During an earnings conference call in February, News Corp. CEO Chase Carey said that the time was right to sell off the Web property to a new buyer in order for the site to "reach its full potential," and that the company was "evaluating those strategic alternatives."
Gartner analyst Michael Gartenberg said the sale shows how volatile the social market is, and how quickly consumer tastes can change.
"The fundamental question is where did $550 million of value go?" Gartenberg said. "And there's a cautionary tale for other players in the space. Certainly the largest players have less to worry about, but smaller players that are looking very, very good today that are very niche may discover that consumers are more fickle than they think, and definitely have an affinity for the latest, shiny new thing that comes along."
According to research from Compete.com, MySpace pulled in 30.79 million unique visitors last month, which is down 6.34 percent compared with the previous month, and a 54.47 percent drop year over year.

Devamı →

Anonymous: Türk Halkının İnternet Özgürlüğü İçin Saldırıyoruz

Anonymous, bugün saat 18:00 itibarı ile düzenleyecekleri siber saldırıyı ‘kısmi biçimde’ onayladı.Kısmi dememizin sebebi, ortalıkta dolaşan söylentilerin aksine saldırının amacının Türkiye internetini çökertmek ya da Yüksek Seçim Kurulu’nu iş görmez hale getirmek değil, sansür gerçekleştiren ve/veya sansürü savuna kurumları etkisiz hale getirmek.
Siber aktivistler tarafından yapılan açıklamada bu tür asılsız iddiaların altında, kendi kurumlarının sitelerini koruyamayan kamu görevlilerinin parmağı olduğu belirtilirken, nihai hedefin kamuoyunda Anonymous ve amaçları hakkında yanlış algı oluşturmak olduğu vurgulandı.
Grubun bu açıklamayı yapma gereği duymasının en sebeplerininden birisi Anadolu Ajansı’nın ‘siber güvenlik uzmanı’ olarak tanıtıp görüş aldığı Huzeyfe Önal’ın iddiaları. Anonymous’un amacının 12 Haziran akşamı YSK’nın sistemini etkisiz hale getirmeye çalışıp, seçime şaibe düşürmek ve devlet kurumlarını yıpratmak olduğunu iddia eden Önal’a göre, hackerlar yaptıklarını saldırılarla saatlerce sisteme veri girişini engellemeyi hedefliyor.
Önal’ın dediklerine de göndermede bulunan Anonymous, açıklamasında bu ve benzeri asılsız komplo teorilerine ve oyunlara gelinmemesine işaret ederken, devamında şunları ifade ediyor:
Hepinizin bildiği üzere Perşembe günü saat 18.00 itibariyle, Türkiye’de uygulanan sansüre karşı tepki koymak için bu sansürden sorumlu olan ve dolaylı da olsa destekleyen sitelere karşı operasyon düzenleyeceğiz. Saatin mesai bitimine denk gelmesi, devlet kurumlarıyla ilgili işleri olan vatandaşlarımın mağdur duruma düşmemesini istememizdendir. Bu operasyon Türk halkına değil, Türk halkının bilgi alma ve verme özgürlüğünü elinden almak isteyen sansür kurumlarınadır. Ancak halk arasında oluşan dedikodular ve medyada yer alan asılsız iddiaları endişe ile izlemekteyiz. Anonymous’un “#operationturkey” kod isimli operasyonu, Türkiye’nin internetini hedef almamaktadır. Bu yüzden interneti çökertmek gibi bir durum söz konusu değildir.
“#operationturkey’in tek amacının ‘internetin temel ilkesi olan bilgi alma ve bilgi verme özgürlüğüne sahip çıkmak’ olduğunun altını çizen grup, bu bağlamda hedeflerinde ne siyasi partilerin ne medyanın ne de Türk halkının olmadığını dile getirirken, tam aksi biçimde Türk Halkının yanında olduklarını söyledi. Türkiye’de uygulanmakta olan internet sansürüne artık bir dur demek ve Türkiye’yi sansür ayıbından kurtarıp halkın haber alma özgürlüklerini savunmak için düzenleyecekleri bu operasyonun sadece uyarı niteliği taşıyacak bir ilk olacağınının altının çizildiği açıklamada sansür zihniyeti devam ettiği sürece, bu sansüre sebep verenler, uygulayanlar ve yardım edenlere karşı operasyonların süreceği belirtildi.
Açıklamadan önemli bir diğer parafsa şöyle:
Türk medyasında yer aldığı üzere, Anonymous yabancı bir hacker örgütü değildir. Anonymous’un kimliği yoktur, ulusu yoktur. Anonymous, dünyanın her yerinde bilgi ve ifade özgürlüğüne destek veren bir oluşumdur. Anonymous’un hiç bir devletle veya örgütle ilgisi yoktur.
Anonymous, yaklaşık 2003 yılında kendi kendine oluşmuş ve evrimleşmiştir. Herkes Anonymous olabilir. Patronunuz, işyerindeki temizlikçiniz, ilkokul öğretmeniniz, nişanlınız, sevgiliniz, hatta kendi çocuğunuz. Anonymous’un liderleri yoktur. Anonymous’un resmi mesajları yoktur. Anonymous’un resmi videoları yoktur. Anonymous’un resmi temsilcileri yoktur. Anonymous’un resmi buluşmaları yoktur.Anonymous’un resmi bir amacı yoktur. Anonymous kişisel ordunuz değildir. Herkesin katkısı eşittir.
Anonymous bütüne güvenir, Anonymous bütünün bir parçasıdır. Anonymous, anonimdir.
Kamuoyunun dikkatine arz ederiz.
Anonymous adına, Anonymous.”
Devamı →

50 bin radyo kanalı emrinizde; İndirin!

50 binden fazla radyo kanalını istediğiniz an, ücretsiz olarak dinleyin. İşte tek ihtiyacınız!
Henüz televizyon bile ortada yokken insanlar için radyo en önemli eğlence ve bilgi kaynaklarından biriydi. Aradan geçen yıllar boyunca sayısız teknolojik gelişme yaşandı, televizyon ve internet yaşamlarımıza girdi ama hiç biri radyonun yerini alamadı. Üstelik artık radyo dinlemek için ayrı bir cihaza da gereksinimiz yok. Tek ihtiyacınız olan internet bağlantısına sahip ve uygulama çalıştırabilen bir telefon. Bu konuda size yardımcı olabilecek en iyi uygulamalardan biri ise; TuneIn...
Tüm yaygın akıllı telefonlarda çalışabilen TuneIn aynı zamanda Google TV, Yahoo TV ve Roku desteğine de sahip. 50 binin üzerinde AM ve FM radyo kanalına erişim sağlayan TuneIn ile o anda canınızın istediği şarkıyı çalan radyoyu aramak ta mümkün. Favori radyo istasyonlarınızı kolayca kaydedebilir ve farklı bir cihaza geçtiğinizde istasyonu tekrar aramak zorunda kalmadan kolayca senkronize edebilirsiniz.
Windows Phone, Android, BlackBerry, Palm, Samsung Bada ve Apple iOS desteği bunan TuneIn'i şu adresten indirebilirsiniz.
Devamı →

Dünyanın en pahalı bisikleti

Dünyanın en pahalı bisikleti Cervelo R5ca’de SolidWorks imzası


Yapımında çok özel kompozit malzemeler kullanılan Cervelo R5ca, 675 gramlık ağırlığı ve bütün parçalarıyla SolidWorks 3D yazılımında tasarlandı. Bisiklet endüstrisinin yenilikçi şirketlerinden Cervelo’nun sıfırdan yarattığı bu model, şirketin analitik yazılımlarıyla entegre çalışan SolidWorks tasarım ve simülasyon ortamında hayat buldu. Zorlu yarışların yıldızı Cervelo R5ca bugün çok az sayıda üretiliyor ve yaklaşık 10 bin dolardan alıcı buluyor.Geleceğin yenilikçi ürünlerine esin kaynağı oluşturan 3D bilgisayar destekli tasarım yazılımı SolidWorks, dünyanın en hafif yol bisikleti Cervelo R5ca hayat verdi. Kanadalı bisiklet üreticisi Cervelo’nun R5ca modeli 675 gramlık bisikleti gövdesi (kadro) ile daha şimdiden profesyonel sporcuların gözdesi haline geldi. Bu tasarım, Cervelo’nun Kaliforniya’daki Ar-Ge tesisinde, ünlü triatlon yarışçılarının deneyimlerinden yola çıkan Cervelo Vroomen White Design Grubu tarafından geliştirildi.
Cervelo R5ca modelinin sıkıştırılmış 350 fiber katmanından oluşan karbon/epoksi karışımı gövdesi SolidWorks’ün gelişmiş tasarım ve mühendislik analiz araçlarıyla tasarlandı. Bugün çok az sayıda üretilen ve 10 bin doları aşan fiyatıyla birçok yıldız sporcunun birinci tercihi olan R5ca ‘in yaratıcısı Cervelo, bisiklet gövdesindeki malzemenin tasarımı ve özel kompozit malzeme geliştirme yetkinliği ile bisiklet endüstrisinde en yenilikçi şirketler arasında yer alıyor.
Bu yeni bisiklet modeli bugün zorlu yarış ortamlarının gerektirdiği yüksek performans ve güvenli sürüş için gerekli tüm özellikleri bünyesinde topluyor. Günümüzde üreticiler bisiklet tasarımlarında hafifliği sağlamak için genelde malzemeden ödün verirler ancak zamana karşı yarışan Cervelo R5ca’in üstünlüğü, alüminyum bisiklet tasarımlarında olmayan birçok özelliği güçlü ve hafif kompozit malzemeden oluşan gövdesinde taşımasından kaynaklanıyor.Nasıl tasarlandı?
SolidWorks 3D CAD yazılımı, şirketin R5ca modeli tasarımında yol bisikleti için kullandığı Squoval iskelet konseptini temele alarak yola çıktı. Bisikleti oluşturan çeşitli parçaların ve kullanılan kompozit malzeme üzerindeki yüklerin test edildiği çeşitli analiz yazılımlarıyla entegre çalışan SolidWorks ortaya çıkan analizleri çok gelişmiş bir tasarıma dönüştürdü.
Bisiklet tasarımları aynı zamanda bisikletin üretim biçimleriyle etkileşimli olarak gelişen projelerdir. Bu nedenle SolidWorks tasarımının çıktıları aynı zamanda bisiklet yapımında kullanılan kaba sonlu maddelerin tasarımında ve bu tasarımların yük karşısındaki dayanımlarını hesaplayan özel yazılımlar tarafından değerlendirildi. SolidWorks’ün güçlü entegrasyonu sayesinde mühendisler, gövde elemanlarının şekillerini ve kullanılan malzemeleri hızlı bir şekilde değerlendirme fırsatı buldu.
Cervelo, R5ca modelini diğer modelleri gibi 15 ayrı ağır testten geçirdi. Vroomen White Design Ar-Ge ekibi bu tasarımda bisiklet üzerinde sayısız performans hedefini önce SolidWorks ortamında test etti. Çeşitli sürüş tarzlarını dikkate alan bu testlerde yarış bisikleti R5ca’e endüstri standartlarının yüzde 20 üzerinde yük bindirilmesine rağmen bisiklet yüksek dayanımıyla başarılı sonuçlar verdi. Özellikle metrekareye 80 G baskıya dirençli kompozit malzemesiyle Cervelo R5ca en zorlu yollarda bile rakipsiz olmasıyla dikkat çekiyor.
Devamı →